21 Şubat 2018 Çarşamba

Bir Engelli Nasıl Görmezden Gelinir... - Didemin Gözünden


Bir engelli toplumda birçok kez görmezden gelinebilir, ben bu durumu ilk defa yaşamadım bu yazımda bahsettiğim olaylar dizisinde. Ama gelin görün ki, artık bir şeylerin son olmasını ve bir engelli olarak ülkemde görülmeyi istiyorum. Zorlandığım yerlerde kolaylıkların önüme lütuf gibi değil, ailemle benim ve de benim gibilerin hakettiğimiz gibi önümüze sürülmesini istiyorum. Zira biz bunu hakediyoruz, ben bunu haketmediğime inanacak bir yaşam yaşamıyorum... Sevgilerimle, iyi okumalar... :)




Biz annem ile yalnız yolculuklarımıza çıkmayalı 2010'dan beri tam 8 sene olmuş, 7 Şubat 2018'deki ilk uçak yolculuğumuza dek bu böyleydi... :) Dedemin tedavi süreci sebebiyle Antalya'ya gelmemiz gerekiyordu ama ablam-eniştem ve babam çalıştıkları sebebiyle bizi araba ile bırakamayacaktı. O sebeple uçak yolculuğu geldi aklımıza; hem kısa olacaktı, hem de yardımcı ekipmanların varlığı ile daha kolay olacaktı otobüs yolculuğundan. Ama hesapta olmayan bir sorun ortaya çıktı, bu sorunlar havalimanına yolculuk yaptığımız otobüs şirketi sebepli sıkıntılar oldu maalesef...

7 Şubat 2018 günü; Bir engelli olarak umursanmadığımı ve de görmezden gelindiğimi hissettim. O sebeple diğer bloğumda yazdığım İlk Uçuş Maceramız adlı yazımın haricinde ele aldım bu konuyu, biraz bilinmesi gerek düşüncesi ve de ayrıntıları ile...

Ailemizin çalışanlarını ve de yeğenim Kağanımı Bursa'da bırakıp, Antalya yolculuğumuza çıktığımız o gün sabahın 5'inde başladı bizim için. İstanbul Sabiha Gökçen havalimanına kadar götürecek olan otobüsümüzün, 06.20'de kalkacağı söylenmiş ve biz Gemlik Terminalinden 06.27'de yolcuları aldıktan sonra yola çıktık... Babam beni bindirecekti ve de havalimanında bir kez otobüsten indirilecektik sözde. Maalesef annemlerin birçok kez sormasına rağmen, "bir sorun olmayacağını havalimanında ineceğimizi" söylenmiş annemlere. Biz de "orada ne olsa 4 kişi yardım edecekmiş, sistemleri ile indirirler de beni otobüsten o zaman..." demiş ve çok güvenmiştik. 


Bu konuda nereden emin olduğumuz konusuna gelir isek;
Havalimanına gitmeden önce, engel durumum ile ilgili havayolu şirketini bilgilendirmem istendi benden. Mail bilgilerini şirketin müşteri hizmetlerinden aldım ve de söyledikleri gibi engel durumumu gösteren raporumun fotoğrafını ve uçak biletimizdeki uçuş numaramızı ekleyerek verdikleri mail adresine attım. Yolculuk günümüzden tam 1 hafta önce attım bu maili...

Hemen ertesi gün bir mail geldi bana, gönderdiğim maile cevaben; Mailde bana yardımcı olmaları için 4 kişi yönlendirecekleri ve bize onların yardımcı olacakları yazıyordu, üstelik yardım edecek 4 kişinin isimlerine kadar yazıyordu! Her şey buraya kadar.çok iyiydi ve sürecin bizler için otobüs yolculuğundan daha kolay işleyeceğinden emindik... 

Yolculuk Gemlik'ten başladı, havalimanına tamı tamına 10 dakikalık mesafe kalana dek, yoldan yolcuları toplaya toplaya yol aldı otobüs... Bir otobüs yazıhanesine doğru durmak üzere yöneldiğimiz sıralarda muavin bir kaset taktı teybe ve teypteki kadın tüm otobüse kibar ve de bunun sanki son anda çıkan bir sorun olduğuna inandırmaya çalışırcasına reklam şeklinde "Sabiha Gökçen havalimanının, kendi otobüsleri haricinde hiçbir otobüsü kabul etmediğini ve bu sebeple otobüs değiştirmemiz gerektiğini ve de anlayışımız için teşekkürlerini" iletti!

1.) İstanbul Sabiha Gökçen havalimanına gitmek üzere aldığımız otobüs biletini satan kişilerin, engelli bir yolcu olan benden annemler bileti satın alırken sıkıca belirttiği üzere haberi vardı!

2.) Israrla benim ve de annemin beni bindirme indirme zorluğunu belirtmesi üzerine güvence verilen otobüs firması, vicdanını nerede unutmuş ki annemle babama ısrarla havalimanına dek otobüsün gideceğini söyleyebiliyorlar!


Benim ülkemin insanı, engellilere yaşam alanlarında kolaylık sağlamakta her defasında maalesef sınıfta kalıyor bıkmadan-usanmadan...

O gün her ne kadar inemeyeceğimizi ve durumu otobüs biletini satan şirketin bize böyle belirtmediğini söylesek de bizim inmemiz gerektiğini söylediler. Annem yardım istedi, cılız bir oğlanı "sırtına binsin indirir." diye bize yardıma gönderdiler. Elbette yerimden bile kaldıramadı, güvenip ona kendimi taşıtmak konusunda ısrar etmedik de... Otobüs değiştirmek üzere annem indirdi sonunda otobüsten. Boylarımız yürürken olduğu kadar uyuşmadığı için, merdivenlerde dizimi vurduk basamaklara. Olay geçeli iki hafta oldu, daha yeni geçti sızıları..

Diğer otobüse bindirmeyi denedi sonra annem, bir sandalye istedik ve dinlendim öncesinde. Ama otobüsün basamaklarından aşağı indirmekten daha zordu, çıkarması; yazıhaneden başka birini çağırdılar. O gelene dek bir başkaları denedi, biraz çekiştirildim ama nihayetinde olmadı... Yazıhaneden gelen benden uzun boylu güçlü bir ağabey sırtına aldı da çıkardı sağolsun, arkadan annem de destek oldu. Zorlukların sonunda en ön sıraya oturtturdular da yine, bunu atlattık şükür dedik ama büyük hayal kırıklıkları ile...


Keşke bununla bitse idi, havalimanında bizi 4 yardımcı karşılasa idi. Öyle ihtiyacım vardı ki o 4 yardımcının görüntüsüne ve de gücüne, bir de umutlarımı daha da desteklemesine... 

Havalimanına dek, hayal kırıklığı başlamış halde devam ettik. Dedim ya sadece 10 dakika diye, daha uzun yolumuz vardır herhalde derken, o otobüs değiştirme sıkıntısını sadece 10 dakikalık mesafe için çektiğimize öylesine üzüldüm ki sonrasında...

İşin garip yanını söylüyorum; ikinci otobüsümüze bindiğimizde, bu yolla havalimanına varmak üzere birkaç defadır binen bir yolcunun yanındakine "bu durumu bir türlü halledemedikleri" yönünde yakarışlarını duyduk ve bu durumun yeni bir şey olmadığını öğrenmek ile hayal kırıklığım katlandı resmen. Bu otobüs değişme durumu bir süredir aynı şekilde tekrarlanarak devam ediyormuş meğer...

"Yani bu şu demek oluyor ki; Biz ilk defa bu yolla bir kolaylığı elde edeceğiz derken, en başta bu işi bilen ve sürdüren kişilerin çalıştığı acentelere güvenmemeliymişiz! Vay bizim halimize!"


Havalimanına geldiğimizde annem yardım istemek üzere havalimanının içine girdi, bense o sırada oturup bekledim otobüste. 4 yardımcı gelecek ya sözde, otobüs şoförü ve de muavini de "neredeler ki acaba" diyor bizlere. 15 dakika kadar bekledik annemi, arkadan gelen arabalar geçiyor yanımızdan. Sonra otobüsü yazıhanesinden arıyorlar falan...

Annem geldi 15 dakika sonra, yanında bir tekerlekli sandalye süren zayıf uzun boylu bir erkekle. Şaşırdım; beklediğim yardımcı olacak biri idi, öncelikle otobüsten indirmek konusunda.Ama annemin suratında da bir şeyler olduğunu belli eden sıkıntı vardı... Meğer havalimanında önce tekerlekli sandalye bulma konusunda sorun yaşamış. Kimden istedi ise "yok" demişler ve annem "Kocaman havalimanında nasıl tekerlekli sandalye olmaz kızım otobüste beni bekliyor." deyince de "Gidin havayolu şirketinizden isteyin!" diye kızmışlar. 

Annem şok olmuş, istediğini güzellikle alamayınca o da oradakilere bağırmış. "İstediğiniz yere şikayet edin, burada böyle." demişler. Annem de "Şikayet edeceğim, böyle bir ihmalkarlık olamaz." demiş. Ama henüz dedemin tedavi sürecinin ciddiyetinden, maalesef buna sıra gelemedi... Sonuç olarak; uçak biletimizi aldığımız şirketi bulmuş, havalimanının diğer ucu imiş. Onlardan ısrar kıyamet sandalye ile yardımcı alabilmiş. Hani bize yardım edeceklerdi, nerede 4 kişi demiş. Tabii cevap yok! Annem onlara da "bize yardımcı olacaklardı, neden kimse yok." diye sorunca, bir de onlar kızmışlar üstelik. Yani kocaman havayolu şirketinde, tekerlekli sandalyenin olması veya yardımcı olmaya istekli olunması da mümkün değilmiş demek ki...

Havalimanının önünde otobüsten nasıl indin derseniz, şoför ile değiştirdiğimiz yeni muavin ağabey sırtladı beni indirdi sağolsun bu sefer. Bir kez daha sıkıntı çekmedik ama o ağabey çekti sonuçta. Allah razı olsun yardım eden herkesten, ama bile bile zulüm çekmemize sebep olandan razı olur mu bilmem. Yattıklarında rahat uyudular mı acaba, onu da merak etmiyorum artık. Allahımın adaletine güveniyorum, ama çektirdikleri son olsun diye de yazıyorum bugün burada; dedemin tedavi süreci sebebiyle, yazmayı canım yeni isteyebildi bu konuları doğrusu...



Allah var, havalimanında bu anlattıklarımdan sonra hiç sıkıntı çekmedim. Uçağın kapısına kadar o zayıf genç erkek götürdü bizi... O geçirdi kontrol kapılarından öncesinde de. Sonra uçak kapısı açıldığında bizi geçirdiler yolcular alınmadan önce ve tekerlekli sandalyeden iki kişi yan kolları olmayan başka bir sedye tipi sandalyeye aldı ve uçağa bindirip koltuğuma aynı şekilde biri kollarımdan diğeri bacaklarımdan tutup oturttular.

Antalya Havalimanına indiğimizde de; aynı şekilde uçaktan beni iki kişi indirdi ve bu sefer özel asansörlü araç ile uçaktan aldı ve çıkışa kadar yardımcı oldular...

Yani demem o ki; havalimanına kadar olan süreçte de organize olunamaz mıydı, organize olunamayan bir yapı hakim ise, biz engellinize "size iyi hizmet veremeyiz, daha kolay bir yöntem siz bulun." denemez miydi? Ya Harbiden bu kadar para uğruna kalplerinizin yerine taş mı taşıyorsunuz acaba?? Bile bile otobüs değiştirtmek nedir ya!!!


O gün, o günden sonrası, diyeceksiniz ki nasıl sindirdin de sustun. Ancak anlatabiliyorum, "Ne oldu ise, şimdilik uçma merakım için bugünü kötüleştirmeyeceğim daha fazla. Aldırmayacağım." dedim havalimanına girdikten sonra. Ama gel gelelim yapılanı hazmedemedim. Annemle ve de yakınlarımızla konuştuk anlattım ama yazamadım. Şu an resmen yapılanları daha derinden yeniden yaşadım. Umudumu bitirmeye çalışsalar da, geliştiremedikleri sistemleri ve de kabullenemedikleri varlığımı göz ardı etmedim ettirmeyeceğim!


Tekrar söylüyorum: biri bizi bu durumun varlığından haberdar etse; ya babam o gün işe gitmez bizi havalimanına bırakır idi, ya da bir yardımcı olabilecek birini ayarlaması istenirdi şirketten değil mi? Gerçi sırf para kazanmak için yapılmış olduğu anlaşılan bu halden anlamazlık, empatiden yoksun olma durumu; ülkemin dört bir yanına, hizmet sektörü dahil birçok sektöre yayılmışken mümkün değilmiş meğer. Yazık!

Okuduğunuz için teşekkürlerimle. Bu yazıyı yakın çevrenizde bulunan engelli arkadaşlarınızla ve de diğerleriyle paylaşıp, bu ve bunun gibi vurdumduymazlıkları duyurur musunuz rica etsem. Birinden biri için, son yaşanan olsa ülkemde; gelişme gelişmedir, derim vallahi. Çünkü, anlattıklarımdan da vahim halde anlayışsızlıkla dolular maalesef...

Sevgilerimle, güzel yerlere gelebilmek için gerçekleri görmezden gelemeyenlerin çoğaldığı günlere inşallah...

29 Ocak 2018 Pazartesi

Aşkı İstemek... - 27.01.2018


27.01.2018 gecesi, aşağıdaki yazımı yatağımda telefonuma yazmıştım... Aşkı İstemek benim için son zamanlarda boş da geliyor, garip de. Ama istemekten vazgeçemediğiniz şeyler vardır ya hani hayatınızda, benim de istemekten vazgeçemediklerimden biri işte bu durum; Aşk... İnsan küçüklüğünden beri hep hayalini kurduğu şeyi nasıl istemekten vazgeçer ki hem? Aşk ki; iki kişinin birbirine duyduğu hislerle, karakterleri itibariyle delice veya akıllıca yaşanan en hayata dair duyguların kökü... 

Aşktan korkmadım hiç ama karşılaşamadım da bana doğru en samimisiyle... Küçüktüm ama hatırlıyorum, daha anaokulunda ilk kez karşılıksız aşkla tanıştım. Aşkın en deli hislere sokan bir his olduğunu, ilk o zaman anladım. Sonra, ortaokulda aşık oldum ikinci defa ve yine karşılıksız. Ama en samimi duygularımla idi hep... Ortaokuldan beri hayalini kurduğum binlerce romantik hayal sahnelerim oldu, zihnimde ve de kalbimde.. Sonra büyüdü bu istek içimde, aşk yaşama isteği; ama bu sefer karşılıklı. Karşılaşır mıyım emin olmadan, istemeye devam ettim işte...

27.01.2018 gecesi yazdığım yazım;

Aşk yaşamak istiyorum; öyle delicesine değil, akıllıca.
Saçma hesaplaşmalar, birbirini boğduğunu fark etmeyecek kadar kendini kaybetmelerle dolu değil; anlaşmalarla, mutluluklarla ve dostlukla dolu. Kurduğun irtibat, eğlence ve gönül bağı ile var olsun istiyorum...

Birbirine benzemeyen iki kişi de olsa, ortak yanları ve de aykırılıklarına duydukları saygı ile. Ama mutlaka sebepli sebepsiz sevgi kırıntılarıyla dolu her anları ile...

Birbirlerini hayatlarına almak ile, hesaplı planlı akışlarla değil mesela. Hem sevdiğini hem de sevdiğinin sevdiğini üzmeyecek davranışlarla dolu olmalı aşk...


Arkadaşlıkla dolu, umutla dolu ve çabaları emekleri ortak bir birliktelik olmalı. Öyle ki, sevginin vazgeçtiklerinle değil davranışlarınla ölçüldüğü. Çoğunlukla da ölçme gereği duymadan hissettiğin bir sevgiyle dolu olmalı... Ben böyle nitelendiriyorum, gerçek aşk ve sevgiyi çünkü...


Ve biliyorum; ne kadar istesen de istediğin vakitte gelmiyor, bazen istemediğin vakitte bile gelmiyor. Gelip gelecek mi, biri seni sevecek mi yoksa bir gün sen bu istekten vazgeçecek misin merak ederek bekliyorsun sadece.

Belki ileride hiçbir şey yaşamadan mutlu olacağım da ben, sanki bazen o da olsun istiyorum bu anlarımda; hayatımın ve duygularımın tam içinde...
Aslında şu an mutluyum da bu konumdan. Sadece zaman zaman merak ediyorum ve istiyorum; sevsem sevmek istediğim gibi, sevilsem belki sevilmek istediğimden de daha fazla, ama her ikimizin sevgisi de dozunda olacak diye bekliyorum aslında...

Ne olur acaba bana? O zaman ne düşünürüm, şu andaki isteklerime hak verir miyim yine? Bana hak verecekmişim gibi hissettiriyor kalbim, sanki ben neyin beni bulacağından ve onu nasıl sahipleneceğimden eminmişim gibi... Beklediklerimi bulacak mıyım hayatımda, bulacak da kıymet bilecek miyiz aslında? Böyle işte...
Olacak mı olmayacak mı ve olunca neler yaşayacak ve hissedeceğim diye çok şeyi merak ediyorum. Ama istiyorum ve merak ediyorum diye olacak mı, tabi yine de kesin bilemiyorum... 

Didem Köse... - 27.01.2018 (02.56)